15 Şubat 2019 Cuma

On binlerce kağnı - Fakir Baykurt

Fakir Baykurt'un 2-3 sayfalık öyküleri yer alıyor bu kitabında. Köylünün ağızından yazılmış, köy yaşamını anlatıyor. Köy hayatı zordur; köylünün sırtındaki ağır işler, ağalık düzeni, sömürü, cahillik, acımasızlık, dedikodu gibi her türlü olaya değinmiş yazar. Bazıları kurgu olabilir ama çoğu kulaktan kulağa yayılmış ve yazar tarafından kaleme alınmış bence bu öykülerin. Bazıları ders verir nitelikte...

Şu ünlü "Ben sana paşa olamazsın demedim, adam olamasın dedim!" sözünün öyküsü de Fakir Baykurt'a aitmiş, bu öykü de kitapta mevcut.


Kitap köylünün yaşantısını çok güzel aksettiriyor, biraz içiniz buruluyor okurken ancak şehirlinin bilmediği bir dünya ve çok renkli, zihinde haz bırakıyor. İnsanların bizim gibi sanal dertleri olmadığını, gerçek bir yaşam mücadelesi verdiklerini hissediyorsunuz, tavsiye ediyorum.

14 Şubat 2019 Perşembe

Sevgililer günü

Benim arkadaş çevrem mi yaşlandı, aşkı, sevgiyi çocukla bağdaştırmak adet mi oldu, yoksa ben bir ara yokken aşk yok sayılıp ikinci plana mı atıldı? Nedense bu sene sosyal medya 14 Şubat kutlamaları açısından çok zayıf, bana gelen mesaj da öyle. Sokakta ise durumu farklı gözlemliyorum. Ellerinde birer kırmızı gül, yurdum erkeği kadınına vermeye gidiyor :)

Benim Sevgililer günü kutlama mesajım bir şiir oldu, şarkı olarak da biliyorsunuz. Özel olmasına özel ama ben bunu paylaşarak sizin ve kalbinizdeki ya da hayatınızdaki insanın sevgililer gününü de  kutlamak istiyorum. 

Aslında hayatta tek sevgilimiz aşık olduğumuz kişi değil. Sevgili, çocuk, anne, akraba veya arkadaş, kalbinizde sevgisini taşıdığınız, hayatınızı paylaştığınız herkes ile sevgililer gününüz kutlu olsun.


Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni “Yaşıyoruz çok şükür!” der gibi.

N. Hikmet
Ek alan

6 Şubat 2019 Çarşamba

Kendi Kendimle Mim - 2019

Bir mim yazısıyla tekrar merhaba, hemen sorulara geçiyorum, umarım hepimiz için keyifli olur ;)

* Bilgisayarın üstündeki masaüstü görüntün ne?

Bilgisayarımın teknik servisi tarafından yüklenmiş, belli aralıklarla değişen doğa manzaraları. Çok sevdiğim için değiştirmeyi hiç düşünmedim :)


* Bir kafeye girdiğinde genellikle ne sipariş verirsin?

Yurtdışında kafelerde alkollü içkiler de var, Bratislava günlerimde şarap ve pasta idi, burada da olsa keşke diyorum zaman zaman. Az şekerli türk kahvesi ve pasta, sütlü tatlı veya sadece kahve.

* Google'da aradığın en son şey ne?

"akdeniz üniversitesi otomasyon" Yine Erasmus için İngilizce sınavı başvurusu yaptım, gider miyim bilmem ama başvuru formunda yazmak için not ortalamama baktım.

* Mesajlaştığın veya konuştuğun son insan kim?

Hem mesajlaştığım, hem de konuştuğum son insan annem.

* Tiyatroya en son ne zaman gittin?

Çook uzun zaman oldu, 3-4 sene önce gittiğim İbiş'in rüyası son izlediğim tiyatroydu.

* Sinemaya en son ne zaman gittin?

Geçen sene, Arif V 216'yı izlemiştik.

* Hangi diziyi herkes izlemeli?

Hiçbirini, son günlerde çok nadir de olsa dizi izlediğimde zaman kaybı olduğunu içimden geçirmişimdir.

* En son hangi tür müzik dinledin?

Youtube'daki relax, study, calming, reading müziklerini çalışırken dinlerim. En sonuncusu coffee jazz music ti sanırım, ekranında bir kahve fincanı vardı.

* Seni en çok ne çıldırtır?

Beni tanımadan sadece sosyal medyada takip ederek hakkımda yargıya varan insanlar, özellikle liseden tanıdıklarım bu listeye dahil. Samimi olduğum birkaç arkadaşım dışında diğerleri sadece aynı okulda okuduk takibe alıp hakkımda verdikleri gayet taraflı yargılarıyla yaşarlar.

* Ne zaman uyanırsın?

Arazi çalışmamız olduğunda sabah 6'da, okulda işim varsa 7'de, rahat bir günümse 9, hatta 10'da.

* İnternetteki ilk adın neydi?

Eski nicklerimden biri Brightoceans dı. Şu an aklıma gelen bu oldu.

* Favori emojin nedir?

Sanırım en çok öpücük emojisini kullanıyorum 😘, pembe çiçek 🌸ve üst üste iki kalp 💕de favorilerimden.

*Kedi mi köpek mi?

Aynı evde birer tane. Daha önce kedi besledim, uygun bir ortam olursa bu sefer birer yavru kedi ve köpek alıp birlikte büyütmek istiyorum.

* Kuzey mi güney mi?

Çok sıcak ve çok soğuk rahatsız edici olabiliyor, mümkünse orta enlemlerde bir yer.

* İstanbul ile ilgili en sevmediğin şey?

Üniversite bittiği gibi kendimi kalabalıklar içinde yanlız hissetmem. Bir de üstüne trafik çilesi, hiç çekilmez bu yaştan sonra.

* Kafanda genel olarak ne olur?

Hiçbir şey kafamda uzun süre takılı kalmaz. Konulara kısa kısa yanıtlar bulup kapatırım, genellikle uğraştığım işe odaklanırım, kendimi uzun süre meşguliyetsiz bırakmam.

* Bu soruları cevaplamadan önce ne yapıyordun?

İngilizce sınavı başvurusu ve kendi zevkime göre demlediğim çayı içiyordum.

* Yıl içindeki en favori günün hangisi?

Doğumgünüm, devamlı kutlama mesajlarına cevap veririm ve sonraki haftasonu arkadaşlarımla biraraya gelip kutlarız.

* Son olarak bir sırrını paylaş

Bir çocuğum olsun istiyorum, uygun imkan ve koşulların biraraya gelmesiyle bunun için hevesim artar diye düşünüyorum. 

Kendime karşı yarattığı farkındalık açısından faydalı oldu benim için bu mim, isteyen herkesi soruları cevaplamak üzere davet ediyorum, sevgiler :)

4 Şubat 2019 Pazartesi

Ten Ten'in Maceraları

Bugünlerde bir kitaba kaptırıp gitmek oldukça zor oluyor benim için. Hava ılıdı, dışarıda pırıl pırıl davetkar bir güneş varken, üstelik spor yapmaya çok ihtiyaç duyuyorken boş zamanlarımı kapalı mekanlarda geçirmek zorlaştı benim için. Sabah otobüste işe giderken okuyabiliyorum ve uzun süredir aynı kitabı elimde dolandırıyorum. 

Yorgun argın eve gelince yemekten sonra mısır patlatıp kanepeye uzanarak film izlemek bana daha cazip geliyor bu günlerde, böylece film izleyemiyorum söylemlerimi de ardarda üç film yorumu yazarak yemiş oluyorum :)


Ten Ten'in Maceraları animasyonu bence diğer maceralarıyla devam etmeli ama sanırım sadece Tek Boynuzun Esrarı film haline getirilmiş. 


Film Ten Ten'in bir sokak satıcısından gemi maketi almasıyla başlıyor. Bu, Kaptan Hadok'un büyük babasının gemisinin maketidir, üç tane yapılmıştır ve her birinde gizli bir hazineye ait bir not bulunmaktadır. Hazinenin peşinde olan başka biri daha vardır ve bunu ele geçirmek için hiçbir kötülükten kaçınmaz.


Bu filmde Ten Ten Kaptan Hadok'la yeni tanışıyor ve hemen ardından aksiyonu hiç eksilmeyen bir maceraya dalıyorlar. Bildiğimiz tüm tanıdık dostlar var, Düpond ve Düpont da dahil olmak üzere, sanırım sadece Profesör Turnusol yok.

Filmi bir oturuşta bitiremedim, üç gece parça parça izledim ama yine de zevk aldım, çocukken favori çizgi romanımdı zaten. Daha önceden de izlemiştim ama sadece başını hatırladım, unutmuşum. Film bana iyi geldi, gençlik yıllarımı hatırlamak güzeldir. İzlemeyi  düşünürseniz buyurun fragmanına:


İyi haftalar!

28 Ocak 2019 Pazartesi

A.R.O.G filmi

Antalya'da oluşan hortumları ve sel felaketini duymuşsunuzdur. Bugüne kadar sıcaklık Antalya mevsim normallerinin oldukça altındaydı. Dondurucu soğuklar ve haftalarca süren bulutlu havalar, ara ara yağış ve rüzgar. Sonunda birkaç gün en uç halini alıp doğal afetlere sebep oldu. Dün hava sakinledi, bugün ise ılık ve pırıl pırıl güneşliydi. 

Dün baktım evde bilgisayar başında kafama hiçbirşey girmiyor, kafamı boşaltmalıyım ki tekrar dolabilsin düşüncesiyle dışarı attım kendimi, sahil yolunda 6-7 km yürüyüş yaptım. Ardından annemle büroya gidip temizlik yaptık. Eve gelince yorgunluktan kanepeye serildim ama bu sefer de duş almam gerekiyordu, duşumu da aldıktan sonra tekrar uzanıp film izledim. İşte o an izlemek için aklıma gelen ilk film Arog oldu.  


Film 2008'de vizyona girmiş, sanırım internete düşünce izlemiştim ama neredeyse tamamen unutmuşum. Hemen hemen herkes de izlemiştir diye tahmin ediyorum ama uzun süre olduysa hatırlama zamanı gelmiş olabilir.

Arif, Komutan Logar tarafından 1 milyon yıl öncesine gönderilir. Burada taş devri insanlarının çağ atlaması için yoğun bir çabaya girer. Taşo, kısa sürede Arif'in kankası olur üstelik düşman kabile liderinin kızına aşıktır. Ozan Güven Taşo karakteriyle biraz saf ve aptalı oynuyor, bir sahnede Kemal Sunal'ın oyunculuğunu birebir kopyalamış, gönderme yapılmış ki filmde birçok farklı gönderme var.

Bazı mantık hataları olsa da izlemeye değer, izlediyseniz hatırlamaya değer :) Mutlu bir hafta olsun hepimize.

23 Ocak 2019 Çarşamba

Arka Pencere Filmi (Alfred Hitchcock)

Dün akşam bu filmi patlamış mısır eşliğinde seyrettim, nereden aklına geldi bu film derseniz, dün sabah çalışmaya başlamadan önce Bilim ve Teknik Dergisi'nin 2016 yılına ait basımlarının pdf hallerini indirmiştim. O yılın sayılarının birine göz atarken Logaritma ile ilgili bir yazı dikkatimi çekti, yazan da ünlü bir matematik hocası. Logaritmik oran görüntülerini tezimde kullandığım için yazıyı okudum. Sonunda bu filme bir atıf yapmıştı, konuyla alakalı değil sadece Alfred Hitchcock'un bu filmle ilgili sözlediği bir sözü matematik için kullanmıştı hocamız.


Daha önce Yörünge Mekaniği dersimin hocasının tavsiye ettiği Yıldızlararası, Yörünge ve Agora filmlerini izleyip çok hoşlandığım için hemen akşamına açtım filmi, gerçekten de beni hayal kırıklığına uğratmadı. Oyunculardan Grace Kelly zerafetiyle göz doldurdu. Bazı kıyafetlerine hayran kalıp böyle bir bluz diktireyim kendime diye içimden geçtiği oldu :)

Yönetmenliğini Alfred Hitchcock yaptığı için korkmayı bayağı bekledim ama korku ve gerilimden çok güzel bir aile filmi, polisiye denilebilir belki. Konusundan kısaca bahsedeyim: Yaban hayatı fotoğrafçısı bir adam bir iş kazası sonucu bacağını kırar ve birkaç hafta evden dışarı çıkamaz. Böylece zaman geçirmek için dürbünü ve fotoğraf makinesinin teleobjektifiyle komşularını gözetlemeye başlar. Bir de sevgilisi vardır ancak O'nu çok sosyetik bulduğu için evlenmeyi düşünmemektedir ta ki komşusunun birinin evinde sıradışı bir olay gerçekleşene kadar... 

Anlatıp tadını kaçırmak istemem, kendinize şöyle güzel yağlı, tuzlu bir kase mısır patlatın sonra rahat rahat kanepeye uzanıp izleyin. Merak etmeyin akşam uykunuzu kaçırmaz, diyalogların keyfine varmanızı öneririm, izlemeyi düşünenlere iyi seyirler. 

11 Ocak 2019 Cuma

Bugünlerde ben

Bugünlerde yaptığım işlere oldukça motive olmuş olarak devam ediyorum, aman nazar değmesin. Sanırım beni motive eden faktörlerin başında Tübitak projemizin kabul edilmesi ile birlikte projeye başlamamız ve ödemelerimizi almamız oldu. Doktora tez aşamasında her dönem sonu girilen komite sürecim biraz uzamış olsa da, onun üzüntüsünü dağıttı bu gelişme.

İki gün önce ofisimde mesai sonrası ufak bir parti verdim arkadaşlarıma. İkram olarak portakal, taze kuru ve yaş pasta ayrıca kıymalı pide vardı. Niyetim elmalı turta ve kıymalı börek yapmaktı ancak sabah arazi çalışmasından sonra yorgunluktan kendimi ofise zor attım ve herşeyi hazır aldım. Daha önce bulundurduğum bir şişe tekila vardı. Tuz ve limon suyuyla kokteyl hazırladım, margarita gibi oldu. 


İçkilerimizi içip yiyeceklerimizi yerken birbirimize şimdiye kadar hayatımızda geçirdiğimiz en zor, en bunalımlı süreçleri anlattık. Ortak nokta ise bu süreçleri yanlız atlatmak zorunda kalmamızdı. Bu sıkıntılı süreçleri yanlız yaşadıktan sonra hayatın bundan sonra getirebileceği trajik olayları korkmadan aşabileceğimizi düşündüğümüzü dile getirip yine de birbirimizin yanında olduğumuz için şükrettik. 

Sonra gelsin oyun havaları, göbek atmalar, 80'li yılların pop müzik parçalarıyla yorgun düşene kadar dans :)) 

Günlerim sabahları ve öğleden sonra 4'e kadar üniversitede sonrasında akşam 8'e kadar ofisimde geçiyor. Ufak tefek dokunuşlarla ofis dekorunu yenilemeye bayılıyorum, bu dekor alışverişlerinden en çok sevdiklerim ise mum ve çiçek almak. Dün de Migros'tan sümbül aldım, üçü bir arada :) İçerisi ısınınca kokuları tüm odayı kapladı, müthiş sevdim. Fiyatı da uygun 11 tl.


Bende son gelişmeler işte böyle, 2019 şimdiye kadar iyi geçti diyebilirim. Sevgiler