26 Eylül 2019 Perşembe

Çocuk masalları kitabı yorumu: Peter Pan

Merhabalar, yine bir çocuk kitabı yorumu ile geldim. Adı Peter Pan olan kitap, Peter Pan'le başlayıp pek çok masalı içeren bir seçki. İçinde daha önce okumadığım masallar da var ve ben özellikle onları okurken keyif aldım. Nedense tam çocukluk yapma, çocukluk özlemi modundayım, bu kitap bir nebze olsun bu duygularımı tatmin etti :)


- Peter Pan
- Kibritçi Kız
- Çirkin Ördek
- Eski Ev
- Çıplak Kral
- Fakir Ayakkabıcı ve Kısmeti
- Aksi Cüce
- Ağustos Böceği ve Karınca 

masallarını içeren kitabın bilinmeyen masallarından kısaca bahsedeceğim...

Eski Ev'de, yaşlı bir adamla evine yakın oturan küçük bir çocuk anlatılıyor. Çocuk, evine sadece hizmetçisi giren yanlız adama bir kurşun askerini hediye ediyor ve bir gün adamın misafiri oluyor. Adamdan ve eski evinden çok etkilenen çocuk yıllar sonra eşiyle bu evin yerine yenisi yapılan evde yaşıyor.

Fakir Ayakkabıcı ve Kısmeti'nde hergün ancak bir çift ayakkabı için deri alabilen ayakkabı ustasının en dara düştüğü anda gece O uyurken imdadına yetişen iki küçük adam konu ediliyor. Son parasıyla aldığı deri parçalarını tezgahına bırakır ve uyur, sabah kalktığında göz alıcı ayakkabılar hazırdır ve müşterisi fazladan ödeme yapar. Böylece deri alımını arttıran ayakkabıcı bir gün karısıyla salondaki dolaba saklanıp iki küçük adamı keşfeder. Karısıyla en güzel kumaş ve derilerden bu küçük adamlara giysi ve ayakkabı yapıp noel akşamı salona bırakırlar. Adamlar geldiklerinde sevince boğulur ve bir daha görünmezler. Neyseki ayakkabıcı ve karısının kendilerini hayatları boyunca idare edecek paraları birikmiştir.

Aksi Cüce'de bir adamın marifetli bir kızı vardır, iyi dikiş diker. Adam krala gidip kızının kağıttan altın elbise dikebildiğini söyler. Paraya meraklı kral, kızı sarayına çağırır. Bol bol kağıt temin edip sabaha kendisine altın bir elbise dikmesini söyler. Kız yapamayacağını söylese de dinletemez, çaresiz otururken bir cüce belirir ve ayakkabısı karşılığında kağıtları altın kumaşa çevirir. Sabah altın giysileri gören kral kıza hergün kağıt temin edip odaya kapatır. Sonunda kızın cüceye verecek birşeyi kalmaz ve cüce ilerde sahip olacağı erkek çocuğunu ister, kız sonunu düşünmeden kabul eder. Kızın yeteneği olduğuna inanan kral O'nunla evlenir ve bir erkek çocukları olur. Cüce çocuğu almaya gelir, kız vermemek için O'na ülkedeki tüm altını teklif eder. Sonunda cüce kızla bir anlaşma yapar. Kız cücenin adını bilirse, çocuğu almayacaktır ve tahmin için üç gün müddet verir. Kız saraydaki herkesten isim önerisi ister, sayısız tahminde bulunur ama hep yanlıştır, böylece iki gün geçer. Sonunda cüceyi kendi kendine konuşurken gören bir uşak adını öğrenir. Son gün geldiğinde kız bir kaç tahminden sonra adını söyler "Aksi Cüce" ve böylece cüce peşlerini bırakır :)

Günüme pırıltı katan bu küçük kitap oldu, sevgiler... 

24 Eylül 2019 Salı

(5) Dahiler çok iyi, onları görmezden gelemeyiz

Yazı dizimizin beşinci ve son bölümüne geldik, iyi okumalar... 

Johann Sebastian Bach
Yaratıcı dâhiler, işlerini daima geliştiriyorlar, daha fazla öğrenmeye çabalıyorlar ve daha verimli oluyorlar.
Thomas Edison’un 1,093 tane patenti vardı ve hala dünya rekorunu elinde tutmaktadır.
Bach her hafta, hasta veya yorgun olsa da bir kantat (bir beste türü) yazardı.
Picasso hayatı boyunca 50,000 sanat eseri meydana getirdi. Mozart 600 eser besteledi.
Charles Schulzmade 17,897 tane Charlie Brown karikatürü çizdi.
Einstein’ın en tanınmış bildirisi görelilik üzerineydi ama  248 farklı makalesi yayınlandı.
Kaliforniya Üniversitesi’nden Dean Kean Simonton’ın gelmiş geçmiş 2,036 bilim adamı üzerine yaptığı bir çalışmada, en saygın olanların muhteşem işlerin yanında kötü işler  de çıkardığını ortaya koymuştur.
Yapılan birçok işin içinden kaliteli olanlar ortaya çıkmıştır.
Ortalama olarak yaratıcı dâhiler kendi alanlarında meslektaşlarına göre niteliksel olarak daha iyi değiller, onlara daha fazla çeşitlilik ve daha yüksek özgünlük şansı veren daha büyük bir iş hacmi üretiyorlar.
Dahiler çok iyi, onları görmezden gelemeyiz.
Kapanış Düşünceleri
Günlük yaşamımızda ve kariyerimizde yaratıcılık gereklidir.
Yaptığınız işte daha iyi olmak için sorunu tanımlayıp ve ona saldırmalısınız böylece daha ileriye gidebilirsiniz.
Herkes birinci seviye sağduyunun üstünde düşünmeye meyillidir.
Beyninizi sorunları daha iyi çözmek, farklı düşünmek ve her gün daha iyi bağlantılar kurmak için eğitebilirsiniz.
Bir Picasso, Rembrandt veya Leonardo olmayabilirsiniz, ama her gün kendi yaratıcılık kapasitenizi arttırmak için çalışabilirsiniz.
Dahi düşünce kalıpları gücüne sahipsiniz – sadece olaylara farklı yaklaşmayı ve yaşam boyu öğrenmeyi benimsemeyi hatırlamanız gerekir.

O zaman durdurulamaz olacaksınız!

Umarım keyif alıp fayda görmüşsünüzdür, sevgiler :)

23 Eylül 2019 Pazartesi

Bir mim yazısı daha

Mimler sohbet havasında insanları tanıştırıp yakınlaştırdığı için hoşuma gidiyor. Bugün bilgilendiğim bir yazısını okuduğum ReHiTu'nun blogundan geliyorum, biraz da diğer yazılarına göz atayım derken bu mimi ben de yapayım dedim :)





Yaşınız 60-65'e geldiğinde yaşamak istediğiniz yer?

Bu konuda çok kararsızım ve yeni kafam karıştı. Normalde şehri, kalabalık ortamları seviyorum ben. Bu pazar bir yayla yürüyüşü yapıp, mis gibi havayı ciğerlerime doldurduktan sonra pazartesi sabah otobüsteki yanmış motor yağı kokusundan nefes alamadım. Yarı yolda inip durağa adım atmamla birlikte aynı şey oldu, bu sefer sigara kokusundan nefessiz kaldım. Kalabalık bir arkadaş grubuyla kırsalda yaşamalı diye geçti aklımdan. İnşallah o yaşlara geldiğimde olur ama birçok insanın aynı plandan hoşlanması düşüncemi biraz gerçeküstü kılıyor :)

Hedefiniz var mı; varsa neler?

Bu soru bir önceki yaptığım mimde de vardı :)) O zaman doktorayı bitirmek yazmıştım şimdi başka hedeflerden bahsedeyim... Sağlıklı, neşeli, dostlarımın, sevdiğimin yanımda olduğu uzun bir ömür sürmek. Her günümü yeni birşeyler öğrenerek tatlandırmak. Günlük koyduğum küçük hedeflerin gerçekleşerek  beni daha büyük hedeflere taşıması. Bu bir kitap yazmak olabilir, akademik kariyer olabilir veya şimdi kafamda olmayan ama yapmaktan zevk alacağım başka bir iş olabilir. Emir almaktan hoşlanmıyorum, iş ve aşk adil olmalı  :)

Bloggerla nasıl tanıştınız?

Lise ve sonrasında üniversitede aynı fakültede okuduğum bir arkadaşım var. Hatta o zamanlar İstanbul'da birkaç yıl ev arkadaşı da olmuştuk. Yazmaya ciddi anlamda ilgisi var, bu konuda bir topluluğa da katıldı ve blog yazmaya başladı. Bana da yazdıklarını okuyup eleştirmem için ricada bulundu, böylece bir Blogger hesabı edindim. Daha sonra bu topluluk bir öykü kitabı çıkardı, o kitapta bir öyküsü yayınlandı. Sonra bazı dergilerde de yazmaya başladı ve Blogger'ı bıraktı. Bende de yazma sevgisi olunca, hazır hissettiğim bir gün buraya yazmaya başladım.

Gurur duyduğunuz başarılar varsa nedir?

Yüksek lisansımı tamamlayıp yüksek mühendis olabildiğim ve birçok uluslararası yayın yapıp atıf aldığım için öncelikle kendimle gurur duyuyorum. Babam ve ablam da bilimsel çalışmalarıyla dünya çapında tanınıp ayrıca işlerini paraya dökebildikleri için ailem adına gurur duyuyorum. Bu sene Avrupa Voleybol Şampiyonası'nı takip ettim, ikinci olup gümüş madalya aldıkları için ülkem adına Filenin Sultanları ile gurur duydum.

Boş vakitlerinizde neler yapıyorsunuz?

Sosyal medyada istemediğim kadar çok zaman geçirebiliyorum. Şimdi daha verimli işlerle uğraşmak için çabalarım var, küçük bir etamin örneğine başlayacağım. Bitince motifi küçük bir havluya dikip mutfak havlusu yapacağım. Yazı yazıyorum, burası insanı geliştiren bir sosyal medya mecrası... Kitap okuyorum, bu ara bir seriye ait genç yetişkin romanı okumaktayım, yakında yorumunu paylaşırım. Her pazar doğa yürüyüşü yapıyorum, bunda da artık hafiften dağcılığa geçiş yapmaya başladım.

Umarım keyif alarak okumuşsunuzdur, benim farkındalığımı arttıran bir mim oldu, hazırlayanlara teşekkür ediyorum. Soruları cevaplamaktan keyif alacak herkes, mimlendiniz!  

Resimhttps://www.dekoryasam.com/deniz-manzarali-ofisler-ile-keyifli-bir-calisma-ortami/deniz-manzarali-ofisler-ile-keyifli-bir-calisma-ortami-10/

19 Eylül 2019 Perşembe

Elektrik Savaşları | The Current War film yorumu

Bir süredir yazı yazamıyorum. Teyzemin eşi, eniştem geçen hafta vefat etti. Cumartesi günü için otobüs bileti alıp üç günü Bursa'da teyzem ve kuzenimin yanında geçirdik. Üzüntümüzü paylaştığımız için acımız hafifledi. Şimdi biz burada annemle başbaşayız ve keder, yorgunluk, hastalık kendimize gelemedik. Yani yavaş yavaş geliyoruz diyelim ama ne kadar hayatına hareket katsan da onun üzüntüsünün yüzeye çıkmasına engel olamıyormuşsun.

Bugün üniversiteye gidemeyince ve Instagram'da bizim eve yakın alışveriş merkezindeki sinemada da indirim olduğunu okuyunca öğleden sonra film izleyerek geçti. Bu film dikkatimi çekmeseydi gitmezdim sanırım.


Hep elektrik ampülünü Edison'un bulduğu bilinip aslında mucidinin Tesla olduğu söylenir, ben de biraz bu işin aslını merak ettiğim için filmi izlemem gerektiğini düşündüm. Aslında elektrik ampülü buluşunun öncüsü Edison, doğrusal akımı kullanıyor ama milyonların kullanımına olanak veren alternatif akım için dinamo tasarımını yapan Tesla. Ayrıca asıl savaş Edison ile Westinghouse adında bir girişimci arasında. Tesla ise her ikisi için de çalışıyor ama buluşları için asla hakettiği parayı kazanamıyor. Film akıcı bir tempoda ilerliyor. Dünya tarihinin bir dönüm noktasını o dönemin ortamında izlemek çok keyifli. Fragmanı aşağıya bırakıyorum, bilimsel bir rekabet izlemek isteyenlere iyi seyirler :) 


6 Eylül 2019 Cuma

BLOGUMUN 4. YAŞ ÇEKİLİŞİ

Merhabalar, blogum 4 yaşında! Acı, tatlı ruh hallerime, oyun,film, kitap, gezi yazılarıma ortak olan takipçilerime çok teşekkür ederim!! Yorumlarınız da beni her zaman daha iyi hissettirdi ve rahatlattı... Daha nice seneler birbirimizle paylaşmaya, birbirimize destek olmaya devam! :)

4 yaşımıza basalı aylar oldu (22 Ocak) ama çekiliş hazırlıklarını yeni yapabildim. Blogumun yeni yaşında en çok okunan yazım Tiyatro oyunu yorumu: Dördüncü Ay oldu. Göz atmak isterseniz linke tık tık. 

Hediye kitap okumanın alıp okumaktan daha zevkli olduğunu deneyimlediğim için çekiliş için kitapları özenle seçtim, satın alınmadan önce konusu ve dili dikkatle incelendi. 


Resimde gördüğünüz gibi John Steinbeck'in Tatlı Perşembe romanı, Özdemir Asaf'ın Dokuza Kadar On şiir kitabı, bir adet tarihlerini kendinizin atabileceği ajanda//defter, bir adet de Faber Castell pilot kalem hediyelerim...


Katılım sağlamak için blogumu takip etmeniz ve yorumlara emailinizi bırakmanız yeterli. Bir çekiliş hakkına daha sahip olmak istiyorsanız, duyurusunu sosyal medya hesabınızda paylaşıp linkini yorumlara bırakabilirsiniz. 

Çekiliş 4 Ekim'de sona erecek. Sonucu ise 5 Ekim'de açıklamayı planlıyorum. Herkese bol şans!

5 Eylül 2019 Perşembe

(4) Açık fikirli olmak

Yaratıcı bir insan, bir sorunla karşılaştığında “Bunu nasıl çözeceğim konusunda başkaları tarafından bana ne öğretildi?” diye sormak yerine “Ona kaç farklı yoldan bakabilirim?”, “Gördüğüm şekilde nasıl yeniden düşünebilirim?” ve “Kaç farklı yoldan çözebilirim?” diye sorar.

Bunun sonucunda, bazıları sıradışı ve muhtemelen benzersiz olan bir çok yanıt belirir.



Leonardo da Vinci

Leonardo da Vinci, bir problem hakkında derin bilgi edinmek için, onu birçok farklı şekilde nasıl yapılandıracağınızı öğrenmeniz gerektiğine inanmıştı.

Bir probleme ilk bakışının her zamanki görme biçimine karşı çok taraflı olduğunu hissetti.


Bir Toyota yöneticisi çalışanlarından “verimliliklerini arttırmanın yolları” hakkında beyin fırtınası yapmalarını istediğinde pek fazla cevap alamamıştı.

Sorusunu “işlerinizi kolaylaştırabilecek yollar” olarak değiştirdiğinde oldukça fazla öneri aldı.Düşünür, yaratıcı bir biçimde problemi çözmek için geçmişteki deneyimlerden kaynaklı öne çıkan ilk yaklaşımı terketmeli ve probleme yeni bir içerik kazandırmalıdır.


Dahiler tek bir bakış açısı ile yaklaşmadan sadece mevcut problemleri çözmekle kalmaz, göz ardı etmeye meyilli olduğumuz yeni problemleri çözer ve şaşırtıcı çözümler bulurlar.


Dahiler açık fikirlidir.


Her problem –ne kadar basit göründüğü önemli değil- uzun bir varsayım listesiyle gelir.Birçoğu, problem tanımınız için yetersiz kalabilir ve hatta yanlış yola saptırabilir.Daha iyiyi yaratmak için varsayımlarınızı ortaya çıkarın – özellikle en açık ve ‘dokunulmaz’ olanları.


Ve boş bir sayfa ile başlayın. Açık fikirli olursanız ortaya çıkacak çözümlere şaşıracaksınız.

4 Eylül 2019 Çarşamba

Gingerbread Loaf (Zencefilli Ekmek)

Merhabalar, dün üniversiteden saat 3 gibi çıkıp, bu tarifi denemeye home-ofis ime gittim. 2013 yılında Kanada'da yaşayan ablam 1 seneyi ailesiyle Türkiye'de yani Antalya'da geçirdi. Bu süre içerisinde ofisi home-ofise çevirdi. Benim de işime geldi, konforu biraz arttı çünkü. Taa onların burada yaşadığı günlerden kalan baharat çeşitleri, kabartma tozu, limon tuzu gibi şeyler mevcut mutfakta. Bu tip malzemelerin kullanma tarihlerinin geçebileceği insanın aklına gelmiyor ama geçiyormuş. Ben dün unun üzerine kabartma tozu ve karbonatı ekleyince farkettim, nedense paketin üzerine sonradan baktım :) Ayırabildiğim kadar ayırıp marketten yenilerini alıp kullandım.

Bu tarife beni bir Londra blogu yönlendirdi. Blogun sahibi Londra'da devamlı yeni oteller, mekanlar, aktiviteler keşfedip yorumluyor. Aslında çoğundan davet alıp, ücretsiz gidip/katılıp reklam olarak yazıyor. Yurtdışında blog yazarlığının zevkle para kazanabildiğiniz bir meslek olduğunu görüyorsunuz...

Zencefilli kurabiyeler Noel'e hastır. Bu ekmek de öyle. Aslında orijinal tarifinin içindeki şeker miktarı göz önüne alınınca kek demek daha doğru. Ben bir daha şeker hiç kullanmayıp sadece içine konan pekmez miktarıyla yetineceğim, böylece kahvaltılarda da ekmek olarak tüketebilirim.

Tarif yabancı olduğu için ölçüler cup olarak verilmiş, eğer evinizde cup yoksa, biraz büyük bir su bardağı kullanarak ml hesabından kurtulabilirsiniz.


1/2 su b. oda ısısında tereyağı (Bende az kalmıştı, üzerini zeytinyağı ile tamamladım)
1/2 su b. kahverengi şeker (Ben beyaz şeker kullandım)
1 paket vanilya (Ben 2 paket kullandım)
1 büyük yumurta (Ben iki küçük kullandım)
1/4 bardak pekmez (Ben keçiboynuzu pekmezi kullandım)
1 ve 3/4 bardak un (Ben yarısını beyaz, diğer yarısını tam buğday unu kullandım)
1 paket kabartma tozu
1/2 tatlı kaşığı karbonat
1 tatlı kaşığı zencefil
1/2 tatlı kaşığı tarçın
1/2 su b. süt
1/4 su b. krema veya yoğurt (Ben yoğurt kullandım)

Fırını 170 dereceye önceden ısıtın. Uzun dikdörtgen kalıbınız varsa tercih edin. Kalıbınıza yağlı kağıt yerleştirin veya yağlayın.

Yağ ve şekeri çırptıktan sonra vanilya, yumurta ve pekmezi ilave edip çırpmaya devam edin. Un, kabartma tozu, karbonat, zencefil ve tarçını da ekleyip düşük ayarda tekrar çırpın. Süt ve yoğurdu da ekleyin. Kek hamuruna göre daha katı bir kıvam elde etmelisiniz, katı krema gibi olacak. Karışımı kalıbınıza aktarın, 40 dk kadar pişirin. İçine batırdığınız kürdan temiz çıkarsa piştiğini anlayabilirsiniz. Afiyet olsun! :)

Tarifin orijinalini de buraya bırakıyorum:

https://www.sweetestmenu.com/gingerbread-loaf

Çok lezzetli oldu, insanda devamlı yeme isteği uyandırıyor. Bir anda fazla tüketmeyelim diye dörtte biri ofisin derin dondurucusuna, diğer bir dörttebirlik parçayı da evin derin dondurucusuna koydum. Bir kısmı bu ara annem dişlerini yaptırdığı için dişçi arkadaşıma gidecek, bir dilim okuldaki çekmecemde, birazı da yendi bile! :))

2 Eylül 2019 Pazartesi

Bir mim yazısı

Merhaba, esratakım'ın blog sayfasından geliyorum. Hemen mim sorularına geçelim mi? :)



1. Boş vakitlerinizde neler yaparsınız?

Vaktim azsa sosyal medyada zaman geçiririm, Instagram ve facebook'ta. Daha fazla zamanım varsa blog okuyup yazarım, kitap okurum, film izlerim veya arkadaşlarımla buluşurum. Bir gün boşsa doğa sporları ile ilgilenirim, örneğin her pazar günü yürürüm veya yüzerim.

2. Gününüzü nasıl planlıyorsunuz?

Bazen yapılacak işler bellidir, yani işler sıkışmışsa... Rahat günlerimde genellikle akşamları yapılacak işlerimi aklımdan geçiririm ki plansız bir sabaha uyanmayayım. Böylelikle sabah erken kalkıp işlerin başına geçmiş olurum, sırayla yaparım.

3. Hedefleriniz var mı, varsa neler?

Hedeflerime zamanında ulaşamadığım ve benim elimde olmayan sebeplerden dolayı olduğu için şu an sadece doktorayı bitirmeyi hedefliyorum. Çok büyük kariyer hedeflerim yok, örneğin kariyerim için sevdiğim yerden ve insanlardan vazgeçmeye niyetim yok. 

4. İngilizce nasıl geliştirilir?

Farklı yollarla; konuşma pratiğini geliştirmek için yurtdışına çıkmak ve yabancı arkadaş edinmek en etkili yöntem sanırım. Gramer ders kitaplarından öğrenilebilir, kelime ise kitap, makale okuyarak.

Kısa bir mim ama sorular güzeldi. İsteyen arkadaşları mimi yapmaya davet ediyorum, yapacak olan arkadaşların güzel cevaplarını okuyacağım için şimdiden teşekkürler, sevgiler :)