15 Şubat 2020 Cumartesi

Tüm Sistemler Çöktü - Martha Wells

Tüm Sistemler Çöktü, Katilbot Günlükleri serisinin ilk kitabı. Seri, android robotların insanlarla içiçe olduğu bir bilimkurgu romanı. Robotlar gelişmiş yapay zekaya sahip, duyguları var ve zırhları  bir insan bedeni gibi organik bileşenlere sahip... 


Kitapta bir grup bilim adamı farklı bir gezegene gidiyor, giderken de bir şirkete ait GüvBirim adında koruma amaçlı bir androidi de yanlarına alıyorlar. Bu android, bir süredir şirkete ait güncellemelerin bazılarını sistemine yüklemiyor dolayısıyla bir kısmı bağımsız ve kendi kontrolünde çalışıyor. Buna rağmen şirketi için çalıştığı insanlara çok bağlı ve gezegende bulunan süpriz bir tehlikeye karşı insanlarla birlikte strateji geliştirip, onları koruyor. 

Kitap, Hugo en iyi kısa roman ödülü, Nebula en iyi kısa roman ödülü ve Locus en iyi kısa roman ödülüne layık görülmüş. Seriye ait kitaplar şöyle sıralanıyor:

1. Tüm sistemler çöktü
2. Yapay koşullanma
3. Kaçak protokol

Kitaplar ince, ilki 124 sayfa ve her biri hemen hemen aynı incelikte. Yine de doyurucu bir okuma deneyimi oldu ilk kitap benim için. Bazı yerlerde anlatım karışık geldi, belki de çeviridendir ama konuyu takip etmekle ilgili bir sıkıntı yaşamadım.

Bilim kurgu okumayı tercih edenlere kesinlikle tavsiyemdir, ben işim gereği makine öğrenmesi konusu ile de haşır neşir olduğum için özellikle ilgimi çekti. Sıradışı bir okuma deneyimi, modern bir roman, herkesin tatmasını tavsiye ederim :)

11 Şubat 2020 Salı

Öykü Dinleyen Ağaç - Hanzade Servi kitap yorumu

Bugün bir çocuk kitabı yorumlayacağım, sanırım hitap ettiği kitle aslında 8-14 yaş ama her yaş için hoş gelebilecek, hayal dünyası ile dolu tatlı bir kitap :)


Kitaptaki öyküler:

- Balon tutan kirpi
- Minik ejderha ne yapsın?
- Öykü dinleyen ağaç 
- Pinokyo'nun listesi
- Sevgili saygıdeğer Ahmet Amca
- Sence bu ödeve kaç vermeliyim
- Gergedan bakıcısı
- Herşeyin birincisi
- Kurbağanın acelesi var


En sevdiğim hikayeler; Öykü dinleyen ağaç ve Gergedan bakıcısı oldu. İkisi de çocukların kalplerindeki saflığın, iyiliğin ve sınırsız hayal gücünün güzelliğini anlatan öyküler. Diğer öyküler de biraz ders verici nitelikte, çocukları olumlu davranışlara yönlendiriyor. 

Hanzade Servi'yi Instagram'da da severek takip ediyorum. Bu okuduğum ilk kitabı oldu, yazarın yetenekli olduğunu anlayabileceğiniz, doyurucu bir kitap. Bir yetişkin için bile güzelse, bir çocuk için kimbilir nasıldır? Büromun olduğu apartmanda sevimli bir miniğe hediye edip göreceğim...

9 Şubat 2020 Pazar

Kimsesiz Şarkılar - Gökhan Dağıstanlı kitap yorumu

"Bugün baksan seninle ben sisli bir zaman dilimiyiz hafızamda. Hayatın belki de en büyük dersiydi bu, yaşanılan ne varsa dünle sınırladım. Sahi ben bu acı hatırayı nasıl hatırladım?"


Yedi ayrı öyküden oluşan kitapta konu genellikle kadın-erkek ilişkileri. Öyküler hep mutsuz sonla bitiyor, birbirini seven insanlar ayrılıyor hep. İlişkileri yaşayan yaş grubu benden küçük sanırım çünkü benim yaşımda kafanızın uyduğu bir insanla aşk başlayınca kaybetmeye korkuyorsunuz, yanınızdaki kişi de aynı şekilde... Sizi sevdiği halde bırakan biri varsa problemli bir şahsiyettir, hiç uğraşmayın. Duygularınıza ve zamanınıza yazık. 

Aslında kitap ilişkilerden bahsettiği için Sevgililer Günü yaklaşırken okumak anlamlı olabilir. Ancak içinizin biraz burulmasına hazır olun, özellikle ilk öyküde. Nispeten yeni bir yazar olduğu için desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum, yazarı tanımak adına bu veya ilk kitabı okunmalı ama öykülerin beni pek açmadığını da belirtmem gerek. Öte yandan anlatımı, ifadeleri hoşuma gitti. Instagram'da da şiirler ve anlamlı şarkılar paylaşıyor, takip etmeyi sevdiğim bir yazar. Karar sizin...

7 Şubat 2020 Cuma

44. yaşgünüm :)

Herkese merhabalar, bugün benim doğumgünüm... Sakin bir gün geçirdim, akşam ise neredeyse kendimle başbaşayım o yüzden bir yazı yazayım dedim. Aslında danslı, hareketli ve eğlenceli bir gece için arkadaşlarım tetikte bekliyordu ama bu geceyi annemle geçireceğimi söyleyip kutlamaları haftaya erteledim. Doğumgünüm nasıl geçerse geçsin bende genelde hafif bir hüzün olur. Eskiden birarada olduğunuz arkadaşlarınız arar, seslerini duyduğunuz için sevinir ama eski günlere özlem duyarsınız. Aileyle geçirince hareketli bir gece olmadığı için buruk, arkadaşlarla türlü aktiviteler yapınca aileniz yanınızda olmadığı için hafif boynunuz bükük olur. Yine de günün çoğu günlük rutin hayattan farklı geçer ki, bunun güzelliği bile yeter aslında. 


Bu arada iki gün önce hayatımdaki özel insanla kutlama yaptığımızı ve harika zaman geçirdiğimi belirmeliyim sanırım :)

Geçen haftasonu ise benim için biraz kötü geçti. Annemin geceyarısı burnu kanadı ve acile götürdüm. Bu durum ertesi gece de tekrarlandı ve o sefer gittiğimiz hastanede sabaha kadar tetkikleri sürdü. Acilde oturacak bir yerin bile olmadığı yerde ben, tetkikler esnasında annem perişan olduk. Daha sonra gündüz muayene için hastaneye gitme sürecimiz oldu. Bizi yordu, ama Allah beterinden koruduğu için de şükrediyorum...

Bugün eve gelirken kendime Gökhan Dağıstanlı'nın Kimsesiz Şarkılar kitabını hediye olarak aldım, birazdan uzanıp onu okuyacağım. Bir gecede biter gibi duruyor :)) Gökhan Dağıstanlı Kafa Dergisi'nde yazıyor, dergiyi okumuyorum ama derginin hemen hemen tüm yazarlarını Instagram'da takip ediyorum. Kendisini de orada tanıdım.

Yeni yaşımda bize ve herkese huzur ve sağlık diliyorum. Bunlar olursa zaten mutluluk ve başarı da gelecektir diye düşünüyorum. Kucak dolusu sevgiler...

31 Ocak 2020 Cuma

Vahşetin Çağrısı - Call of the Wild film yorumu

Anne ve babasının Avrupa turuna çıkması dolayısıyla Ryann vahşi doğaya sahip bir kasabada yaşayan büyükbabasının ziyaretine gelir. Tatilini burada geçirecektir. Burası O'na başta gelişmemiş ve ilkel gelse de bir akşam bir kurt köpeğini evin önünde yaralı bulmasıyla bakış açısı değişmeye başlar.


Çünkü minik kız bu köpeği çok sever ve ona bağlanmaya başlar. Büyükbabası da O'nun vahşi doğaya ait olduğunu anlatabilmek için torununa her akşam Jack London'ın Vahşetin Çağrısı kitabını okumaya başlar ve kız köpeğe buradaki köpeğin adı olan Buck ismini verir. Bu kasabada aynı romanda olduğu gibi köpekler kızaklara bağlanıp yarıştırılmaktadır ve Buck çok başarılı bir lider köpek olacaktır...

Sevimli bir aile filmi Vahşetin Çağrısı. Ben Jack London'ın kitabından uyarlanan film diye düşünüp başlamıştım ama daha yumuşatılmış, çocuklara yönelik bir film. Ara tatilde çocuklarınızla zevkle izleyebilirsiniz, tavsiye ediyorum, tam zamanı ;)

Keş On dı Teybıl - Zafer Algöz kitap yorumu

Önce Haşırt dı bilekbord kitabını okudum Zafer Algöz'ün ama Keş on dı teybıl'ın yorumu ile başlayacağım. Kitabı pdf olarak okuduktan hemen sonra D&R dan satın aldım. Hem yazarın emeğine saygı hem de annemin de okumasını istediğim için. Bir fırsat olur da karşılaşırsam yazarla, kitabını mutlaka imzalatacağım. Ayrıca kitaptan kime bahsetsem "Okununca bana da ver, ben de okuyayım" dediği için arkadaşlarıma ödünç de vereceğim. 


Kitaptan bahsetmeden önce üzerindeki uyarıdan bahsedeyim: "Toplu ulaşım araçlarında okumak sakıncalıdır" Sebebi kitabın çok komik olması, siz kendinizi kaptırmış okurken birden kendinizi kaybedip kahkahalarla gülmeye başlıyorsunuz :) Toplum içerisinde okursanız da zor durumda kalabilirsiniz benden söylemesi. 

Kitap, Zafer Algöz'ün Kafa Dergisi'ne yazmaya başlayınca şekillenmiş, sanırım bu yazılar daha önce Kafa Dergisi'nde yayınlanmış. Aslında çok başarılı bir oyuncu olan Algöz, başlarda yazmaya sıcak bakmamış ancak "Olayları bize anlattığın gibi yaz" denince bu işi oldukça iyi başarmış. 

Kitapta tanıdık oyuncularla ilgili anılarını bulacaksınız. Bazen bunları dinlemiş bazen de bizzat şahit olmuş ama anlatımı öyle akıcı ve başarılı ki, sanki dün olmuş olay ve hiçbir ayrıntıyı atlamamış gibi hissettiriyor. Ayrıca konservatuar anıları da ayrı renkli. Sıradışı kişiler ve sıradışı olaylar, gerçekten çok çarpıcı ve eğlenceli bir kitap. 

Hangi anıdan bahsetsem diğeri eksik kalacak, dolayısıyla kitabı alın okuyun, şiddetle tavsiye ediyorum. Çok zevkli zaman geçireceğinizden emin olabilirsiniz :)

20 Ocak 2020 Pazartesi

The Revenant - Diriliş film yorumu

The Revenant (Diriliş), Akademi Ödüllü Meksialı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'ya ait. Michael Punke'nin The Revenant: A Novel of Revenge adlı gerçek olaylara dayalı kitabından uyarlanmış. 

Film, izleyiciyi 19. yüzyıl Amerika'sına götürüyor ve destansı bir hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Hugh Grass kürkleri için hayvanları avlayan bir kuruluş için çalışan deneyimli bir avcı ve gezgindir. Avlandıkları bölgelerde Kızılderililer de kürklerin peşindedir, ayrıca Fransız Birlikleri kol gezmektedir. Bir Kızılderili kadından oğlu olan Grass, kadın öldürülünce oğlunu da grubuna katmıştır. Bir gün dev bir ayı tarafından saldırıya uğrar, ölümcül yaralar alır. Ormanda hasta yatar, bu zayıf durumundan faydalanmak isteyen gruptan bir arkadaşı O ve oğlu için tehlikeli bir hale gelmiştir.


Film, Hugh Grass'ı canlandıran Leonardo DiCaprio'ya "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar'ını, Inarritu'ysa "En İyi Yönetmen" Oscar'ını kazandırmış. Ayrıca film, görselliği ve detayları sayesinde Emmanuel Lubezki'ye "En iyi görüntü yönetmeni" Oscar'ını da getirmiş.

Bence film fazlaca şiddet içeriyor, beni bu durum rahatsız etti. Bazı sahnelere bakamadım, bilgisayarın yakınından değil de uzağından izlemeyi tercih ettim. Kızılderililere ait bazı bilgece sözler dışında metni takip etmek bile gereksiz gibi. Film boyunca Grass devamlı zorluklarla karşılaşıyor, yaşama mücadelesi veriyor ve hiç vazgeçmiyor. Belki de çıkarılması gereken tek ders bu.