20 Kasım 2020 Cuma

Bir şiir ve kolay kahvaltılık tarifi

 





Bilir misin?

Ne kötüdür insanın bildiğini anlatamaması

Kelimelerin hep yarım kalması

"Ben" deyip susması "Sen" deyip ağlamaklı kalması

Nazım Hikmet Ran



Gelelim bu sabah yaptığım güzelliğe, çok nefis bir kahvaltılık tuzlu bir kek tarifi keşfettim. Bu sabah canım hiç kahvaltı masasına oturmak istemedi, ben de iştahımı açmak için yine Pinterest'te kaydettiğim bir tarif denedim. Gerçekten şimdiye kadar yaptığım peynirli kek türevlerinin en iyisi oldu, oldukça da pratik.

Videolu tarife BURADAN ulaşabilirsiniz. Tariften farklı yaptığım şey 150 derecede pişirmek oldu, bir de üzerine kaşar peynir rendesi koymadım. Ben tüm kekleri bu derecede pişirmekten vazgeçmiyorum :) Huzurlu cumalar...

19 Kasım 2020 Perşembe

Geyikbayırı, Trabenna Antik Kenti doğa yürüyüşüm

Herkese merhaba, bu pazar uzun bir aradan sonra yürüyüşe gittim. Rehberimiz yürüyeceğimiz mesafenin 9-9,5 km olduğunu söyledi ama benim telefonum 15,5 km'yi gösteriyordu yürüyüş sonunda. Haftaiçi yazıldıktan sonra haftasonuna doğru annemin telkinleriyle iptal etmeyi düşünüyordum, ta ki bir arkadaşım da gelmek istediğini söyleyene kadar... Tamam o zaman birlikte gidelim diye kararlaştırdık. Pandemi öncesi neredeyse her haftasonu yaptığım yürüyüşler, şu an benim için çok özel. O kadar itinayla hazırlandım ki, yiyeceğim şeyleri bir gün önceden tasarlayıp alışveriş yaptım. Sabahın köründe kendime bir ayva soyup, doğrayıp az şeker ve tarçınla pişirdim çıkmadan o derece. Bir çeşit de o oldu :))


Yürüyüş gruplarında Covid vakasına rastlandığını hiç duymamıştım. Buluşma yerine gider gitmez haberimiz oldu, geçen hafta bu gruptan biri yürüyüşten birkaç gün sonra hasta olmuş. Dolayısıyla geçen hafta o kişiyle aynı araçta olan kimseyi bu hafta etkinliğe kabul etmemişler. Bizim şanslı olduğumuz durum şuydu ki, bu olay yaşandıktan sonra araçtaki kişi sayısını yarıya indirmişler. Bizim araçta ise yarıdan az insan vardı, 5 kişiyle gittik. Arkadaşım ve ben çift kat maske taktık.

Geziye çok iyi hazırladım demiştim ya, yanımda anti-viral ıslak mendiller, sabah özene bezene saçları yapmalar, makyajlar filan... Dışarı çıkacağım, fotoğraf çekeceğiz diye tüm bu hazırlıklar :)) Bir avantajımız da araçla gideceğimiz yolun kısa olmasıydı. Antalya'ya kısa mesafede benim keşfetmediğim harika bir rotaydı. Yolda çam ve sedir ağaçlarının yanında sonbahar renklerinin en güzel tonlarına bürünmüş ağaçlar vardı: kırmızılar, turuncular, sarılar ve kahverengiler... Yukarıdaki sararmış yapraklı ağaçlar da nar ağaçları. Önceden babamla nar bahçesi danışmanlığı yaptığımız için benim için özel bir meyve nar. Babamın doktora tezi konusu...


Yürüyüşün devamlı iniş olacağı konusunda bilgilendirilmiştik ama ilk etapta dik yokuşlar çıktık. Pandemi dolayısıyla hareketsiz kalıp kilo aldım ben, bayağı zorlandım, nefesim kesildi bazı yerlerde. Devamlı grubun son sıralarında artçıyla beraber yürüdük. Önden hızlı gidenlere hiç aldırmadan arkadan fotoğraf çeke çeke ilerledim, artçı arkadaş da beni beklemekten ve fotoğraflamaktan hiç şikayetçi olmadı neyse ki. 

Öğle yemeği için verdiğimiz moladan sonra bu antik kentti gezdik. Arabasıyla gelmiş olan bir başka rehber bize burası hakkında değerli ve aydınlatıcı bilgiler verdi. Tarihi bilerek gezmek gerçekten bir başka. Antik kentin çevresinde ise Antalya'yı ve kaya tırmanışı yapılan bölgeyi kuşbakışı gören harika manzaralar vardı.

Yürüyüşümüz sonlanırken kaya tırmanışı yapılan bölgeyi yakından gördük. Bu kayalık alanın sadece küçük bir parçası, geniş bir alanı perde gibi bu tarz kayalar kapsıyor. 


Yürüyüşümüzün sonunda Kezban's Guest House adında bir kamp yerine geldik. Bu doğal alan içinde araçlara binmeden önce keyif yaptık. Mekanda herşey ahşaptı ve göze herşey doğanın bir parçasıymış gibi geliyordu, çok beğendim. Arkadaşımla bir birayı paylaşıp dinlenmenin tadını çıkardık. Parkur bir süre sonra devamlı inişti ama dik inişler. İlk defa inmenin ne kadar yorucu olabileceğini idrak ettim. Bir de yerler çamurlu olunca kayıp düşmemek için ekstra dikkat gerekiyor.

Dönüşte Antalya'nın ünlü köy kahvaltısı yapılan bölgesi Çakırlar'da köylü pazarından alışveriş yapmak için durduk. Annemin istediği bir tür zeytin vardı, şehir merkezindeki pazarlarda bulunmuyor, burada bulunca 3 kiloya yakın aldım. 

Yürüyüşün tek kötü tarafı ayağımın sonlara doğru zorlanıp ağrıması oldu. 1 ay kadar önce duşakabinin kenarına çarpıp incitmiştim. Ağrı geçmişti fakat yeniden başladı. Dün ortopediye gittim, biraz ödem oluşmuş, biraz da yumuşak doku zedelenmesi. Doktor önemli birşey olmadığını söyledi, bir sprey ve kas gevşetici verdi bir de buz koy dedi. Bu pazar yürüyebilirsin yine dedi ama ben hem pandemiden dolayı hem de ayağımı dinlendirmek istediğim için yürüyüşlere biraz ara vermeyi düşünüyorum. Gezi olabilir ama bu ara uzun yürümeyeceğim. Sevgiler ❤

14 Kasım 2020 Cumartesi

Kış Mimi

Yoğun geçen bir haftadan sonra biraz hafiflemeye ihtiyacımız var sanırım. Ben yazarken, siz de okurken biraz rahatlar sıkıntılı günlerin stresini biraz olsun hafifletiriz umarım. Haydi başlayalım :) Kafiyeli cümleler artarda geldi  :D

  • Kışın ne yapmaktan hoşlanırsın?

Yaza göre yürüyüşler ve sosyal aktiviteler azalsa da ben tamamen köşesine çekilenlerden değilim. Yani battaniye-kahve-kitap, devamlı bunu yapmıyorum. Akşam yürüyüşlerim devam ediyor, arkadaşlarımla görüşüyorum, daha konsantre çalışabiliyorum. Hava bulutlu olursa daha iyi çalışıyorum, güneş "dışarı çık" diye ayartmıyor beni. Aslında ne kadar iyi çalışabilirsem, sosyalleştiğim zaman o kadar güzel geçiyor. Yani daha fazla zevk alıyorum sanırım eğlenmeyi hakettim düşüncesiyle... Kestane, patlamış mısır yiyerek ve çayımı yudumlayarak kitap okumak, dizi izlemek daha zevkli olacak. Önceden hazırlanmış meze ve yemek menüsüyle yeniyıla girmenin huzuru da paha biçilemez olacak :)


  • Kış sana neyi hatırlatıyor?
Polar ceket ve pantolonları, kazakları, dışarı çıkarken sarınıp sarmalanmayı ve doğum günümü. Biraz da yağmur, çamur ve ıslanmayı. Islanmayı hiç sevmem, üstüste giyinmek de rahatsızlık verici. Termal taytlar kaşındırır mesela beni ama dışarda işleri, gezmeyi, sporu bitirip sıcacık eve gelmek hoş bir duygu. Doğumgünü haftam da kutlamalarla geçtiği için eğlenceli olur :)

  • Kış denilince aklına ilk ne geliyor?
Aklıma ilk gelen şey karın yağmış olduğu bir yerde manzarayı izleyerek şömine başında oturup bilgisayarım kucağımda çalışmak veya keyif yapmak. Yer olarak da bir kış gittiğim Bolu Abant Gölü gözümün önüne geliyor.

  • Kış mevsiminin en çok sevdiğiniz yanı nedir?
Terlememek, yazın bu beni çok usandırıyor. Antalya'da sıcaklarla fazlaca içiçe yaşıyoruz. 

  • Kışın kullandığınız favori kozmetik ürününüz nedir?
Yüz ve el kremlerim. Ayrıca her zaman evden çıkarken eyeliner ve mascara ikilisini aksatmam, bir de dudak rengine yakın renk ruj sürerim, dudağım kuru veya çatlaksa rujun üzerine yara kremi de sürerim.

  • Özellikle kışın yapmaktan hoşlandığınız birşey var mı? Varsa nedir?
Mantı, kremalı mantarlı yemekler gibi (örneğin makarna) ağır yemekleri kışın yapıp yemek daha çok hoşuma gider, ayrıca şuruplu tatlıları kış aylarında yemeyi daha çok severim. Sanki beni soğuktan korurlar :) 

  • Kış yemeklerinden en çok hangisini tüketirsiniz?
Pırasa ve ıspanağı çok tüketiyoruz. Brokoli salatasını da şimdiden yemeğe başladık.

  • 2020'ye veda ederken ne söylemek istersin?
Öncelikle henüz 2020'ye veda etmiyoruz ve hala sonbahardayız :D Şu an yeniyıl moduna giremiyorum ama en geç önümüzdeki yıl başında Corona aşısının halka ulaşması en büyük temennim. Olan talihsizlikler için de yılları suçlamak çok saçma, başımıza gelen felaketlerin hepsi biz insanların günü kurtarmak pahasına dünyamızın ekosistemine ve kendimize yaptığımız kötülüklerden kaynaklanıyor. İnsanların daha bilinçlenmesini diliyorum, her konuda... İleride yaşanabilecek sıkıntıları öngörerek bugün ona göre adım atmaları akıllıca olacak.

Mimi hazırlayan ve yapan bloglara teşekkür ediyorum, onları okumak ve mimi tamamlamak zevkliydi. Haftasonunuz hoşluklarla dolu geçsin :)

6 Kasım 2020 Cuma

Pizza poğaça

 Selamlar bu ara yemek tariflerinden gidiyorum, hayatımdaki değişiklikleri buraya yazıyorum ve bugünlerde yiyeceklerin olması biraz acınası ama ne yapalım hala pandemi halleri devam ediyor aslında. Bu ara alışveriş yapmaya da çekiniyoruz, alışveriş merkezlerine şüpheyle girip suçluluk duygusuyla çıkıyoruz. Dolayısıyla ben bu ara Avon'a sardım, iki kez üstüste sipariş verdim. Bugünkü siparişlerimde termos ve taşınabilir salata kabı vardı, artık kozmetik ürünlerine de doydum, daha doğrusu eve yeterince stokladım. 

Sizin iyi bildiğiniz ve önerebileceğiniz şöyle güvenle alışveriş yapabileceğim siteler var mı? İhtiyacımı online alışverişle güvenle karşılayayım..?

Gelelim pizza poğaçalara... Tarif biriktirmek için en çok kullandığım sitelerden biri olan Pinterest'te buldum bu tarifi. Orada da bir profilim var, siteyi kullananları beklerim ❤ 

Tarife BURADAN ulaşabilirsiniz.


Ben tarife ek olarak edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istiyorum. Hamuru mandalin büyüklüğünde alınca pizzalar biraz büyük oluyor, ya üstüne bol bol malzeme koyun ya da ceviz büyüklüğünde alın. Tuzu ve toz şekeri tam belirtilen oranlarda kullanın ben biraz az kullandım, tadı az oldu hamurun. Benim pizza poğaçalar dün gece 11'de pişti, gece atıştırmalığı ve sabah kahvaltısı oldu :)


Sağlıkla kalın, sevgiler...

1 Kasım 2020 Pazar

Haftasonu ve kaymaklı köfteli makarna

Merhabalar, geçen hafta tezimin bir bölümünü hocama okuması için gönderdim, güya bu haftasonu tam gaz uygulama kısmını yazmak için devam edecektim ama zaman uçtu gitti. Cumartesi günü, geçen haftasonu yaptırdığım implantın dikişlerini aldırdım. İmplant yaptırmanın korkulacak bir tarafı yokmuş, yapmayı düşünenlere tavsiye ederim. Tabi iyi bir dişçi bulun. Benim dişçinin eli çok hafifmiş, yapıldığı günün akşamı dondurma yerken ağrısı geçti! Buz koymak yerine, dondurma yemenizi öneririm, daha etkili :) Dişçim benim liseden arkadaşım, çok yakından tanımıyordum ama dişime yapılan yanlış bir müdahele sonrası yardımını istemiştim. Gidecek kimsem de yoktu açıkçası, o zaman çok ilgilendi ve öyle de devam ediyor. 

Bugün biraz kitap okudum, başladığım seriler bitmeden yeni bir seriye başladım: Yeşilin kızı Anne. Kitabın özellikle Instagram'da çok övgüsünü okudum. Birçok bookstgrammer aynı anda bu seriye başladı, ben de dayanamayıp ilk kitabı aldım. Kitapçı bu kitabın aslında eskiden yazıldığını ama Netflix'deki dizisi ünlenince popüler olduğunu söyledi. Film ve dizilere ilgim zaten azdı, şimdi neredeyse hiç kalmadı dolayısıyla izlemeyi düşünmüyorum.

Kitabı okurken başta Anne'nin konuşmaları bana biraz yapay ve abartı geldi, bir süre tarzına alışamadım, şimdi 74. sayfadayım ve severek ilerliyorum. Yoğun bir çalışma temposuna girmek beni kitap okumaktan alıkoyacak mı, yoksa okumamı hızlandıracak mı zamanla göreceğiz ama kitabın kapağını açamadığım günler oluyor.

Akşamüstü ise yine Instagram'da, bu sefer reklam kısmında denk geldiğim bir tarifi denedim. Filiz makarna'nın reklamıydı, Refika'nın Mutfağı bir tarif veriyordu ve benim o tarifi çok yapasım geldi, o lezzeti tatmalıydım :D Koleksiyonlara kaydettikten sonra bugün tarifi internette de buldum. Herhalde aradan iki ay filan geçmiştir, bugüne kısmetmiş.


Denemek isteyenleri doğrudan Refika Birgül'ün sayfasına yönlendireceğim: Kaymaklı köfteli makarna

Tarifi biraz pratik hale getirdim, onlardan bahsedeyim. Domates kullanmadım, sosunda zaten domates püresi var, 2 kaşık da salça ekledim. Soğan ve sarımsağı közlemedim, yemeklik doğrayıp az suda haşladım, ben yemeklerde de soğanı kavurmuyorum artık. Dil peyniri yerine de evdeki kaşar peynirini, karbonatı da bir silme tatlı kaşığı kullandım. Bir de makarnayı yarım paket haşladım. Bunların dışında tarifi aynen uyguladım, bu fotoğraf bana ait ama tarifin sitesindekine çok benziyor :)

Sendromsuz bir pazartesi günü diliyorum hepimize şimdiden, sevgiler...

23 Ekim 2020 Cuma

Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigoriy Petrov kitap yorumu

Kitap, daha önce de bahsettiğim gibi çorak topraklara sahip Finlandiya'nın birçok ülkenin hakimiyetine girdikten sonra kendi ayakları üzerinde durması, gelişmesi için sürdürülen çabaları konu alıyor. Her eğitimcinin okuması gerektiğine inanıyorum ayrıca her öğrenci de motive olmak için okumalı...


Kitapta genel olarak Snelman adlı cesur bir kişinin Finlandiya'nın kurtuluşu için yaptığı bilinçlendirme faaliyetlerinden bahsediliyor ayrıca kitabın sonlarına doğru bu doğrultuda yazılmış bir kitaptan alıntılar yapılmış. Bu kısımda iyi ve kötü ruhun çatışma yaşadığı, birbiriyle konuşturulduğu bir bölüm var. Halka iyilik kavramının önemi aşılanmış, kötülüğün bırakılması gerektiği telkin edilmiş.

Yazılabilecek sayısız alıntı var, daha önce yazmıştım bir kısmını, seçmecelerle devam edeyim 😊😊

- "Ondadır ki burada toplumun en alt sınıfındaki insanlar dahi, derin bir uykuda yere düşen dallar gibi çürümüyor, düşünüyorlar. İnsanlar yoksulluklarına razı gelmiyorlar. Ne olursa olsun kabulümüz deyip dışarıdan birşey gelmesini beklemiyorlar.

Hayır, tıpkı ormandaki taze ve canlı otlar gibi herkes üzerine yığılı yapraklardan kurtulmaya gayret gösteriyor. Tüm ülke canlı ve yaşam dolu, baştan aşağı herkes yaşıyor."

- "Aydın olmak efendi elbisesi giymek, kolalı yakalara sahip olmak veya şık bir şapka takmak değildir. Aydın sınıfı halkın beynidir. Halk, sizleri eğitiminizi tamamladıktan sonra iyi maaşlar alasınız, akşamları restoranlarda okuma salonu denen yerlerde kağıt ve domino oynayasınız diye yetiştirmedi. Bu şekilde aydın olamazsınız. Bilgili bir bakteri, küfsünüz adeta. Sizler halkın aklını, iradesini, enerjisini ve vicdanını uyandırmak zorundasınız. Daha iyi bir hayatın nasıl kurulacağını, nasıl daha iyi yaşayacaklarını halkın en alt tabakalarına; işçilere, köylülere öğretmek zorundasınız."

11 Ekim 2020 Pazar

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı üzerine sohbet

Herkese mutlu, huzurlu pazarlar! Bugün kitabımı okurken bir bölümünü çok beğendim ve kitabın konusundan biraz bahsederek alıntıyı paylaşmak istiyorum.

Bir süre için İsveç ve Rusya'nın egemenliğinde yönetilen Finlandiya'nın kendi küllerinden doğması ve çoğu bataklık olan bir ülkenin aydınlanmanın gücüyle kalkınması kitabın konusunu oluşturuyor. Kitabı bitirince, daha sonra daha ayrıntılı olarak kitabın yorumunu yazacağım. Bu kitabı okudunuz mu? Nasıl buldunuz? Ben uzun zamandır bu kadar anlamlı bir kitap okumamıştım :)


Şimdi alıntıya geçeyim...

"Ne var biliyor musunuz? Çocukluk günlerimdeki Finlandiya'yı hatırladığımda ve şimdi gelişen Finlandiya'yı gördüğümde gözümün önünde bir tablo canlanıyor: Büyük eski bir ev vardı. İçindeki pencerelerin neredeyse hepsi kapalıydı. Dışarıdan bakıldığında ev terk edilmiş zannedilebilirdi. İçerisi karanlık, boğucu, rutubetli ve sıkıcıydı. Koskocaman bir mezar odasına benziyordu. Ama genç, dinç ve güçlü insanlar geldiler. Yüzleri aydınlık, akıllı, neşeli insanlar geldi. İlk olarak panjurları açtılar. Perdeleri çektiler. Pencereleri açtılar. Odaların içine güneş, ışık, temiz hava, taze çiçek kokusu girdi. Evdeki herşey canlandı, neşelendi. Ve evin kendisi de dışarıdan gençleşti. Bu evden hayalet görmüş gibi uzak duran yabancılar memnuniyetle daha yakınından geçmeye başladılar. Dikkatle incelediler ve ona hayran kaldılar."

Sözlerine, "Böyle bir dönüşüm mucizesi her ülkede, her bölgede, en ücra köşede bile başarılabilir," diye devam etti Snelman. "Bize sadece sihirbazlar gerek: Canlı fikirlerin, zorlu kültür emeğinin yüce ruhlu insanları lazım."