29 Haziran 2021 Salı

Paris'in yabancısı - Radyo tiyatrosu yorumu

 Öncelikle aklımın Antalya'da yaşanan çocuk istismarı ile ilgili haberde olduğunu söylemeliyim. Umarım suçlular gereken cezayı alırlar, gerçekten çok iç burkutucu bir durum. Bu olayların ülkemizde yaşanması çok acı, caydırıcı önlemler alınmasını umuyorum...

Bunca kan dondurucu gerçek olay varken, bir de korku gerilim filmleri izlemeye ve bu temalarda tiyatro dinlemeye ne gerek var değil mi? En son izlediğim Midsommer filminin etkisinden birkaç hafta çıkamadım. Bu tiyatro oyunu da masum ve heyecanla ilerlerken, ikinci yarısı bir cinayet davası konusu olarak devam etti. Gazeteleri de takip edersem sanırım korkudan dışarıya bile çıkamayacağım. Neyse ki bizim evde annem okuyup önemli yerlerden bana bahsediyor, her şeyi bilmiyorum ve böylesi daha rahat.


Bu radyo tiyatrosuna ilk nerede görüp kaydettim bilmiyorum. Sık kullanılanlar'da YouTube bağlantısı duruyordu. Bir gün dinlemek için açtım ama fazla ilerlemeden kapatmıştım, pek cazip gelmedi ama sonra tekrar şans verebilirim düşüncesiyle bağlantı adresini silmedim. Paris benim gidip görmek, her yerini detaylı olarak gezmek ve kafelerinde bol bol zaman geçirmek istediğim bir şehir. O yüzden gerçekten merak ettiğim bir radyo oyunuydu ama çocukluğumdan beri arkası yarın dinlemiyordum ve artık ilgimizi cezbedecek o kadar değişik şeyler var ki, neyse sonrasında dikkatimi vermeyi başardım :)


Konusuna geçeyim... Fransa'nın küçük bir kasabasında yaşayan Clara, gençlik çağına gelince bu kasabadan sıkılmaya başlar. Hayallerinde Paris'te yaşamak vardır ve bir gün, orada yaşayan eski bir arkadaşı ziyaretine gelir. Eskiden birlikte kurdukları Paris'te yaşama hayallerinden konuşurlar ve arkadaşı Paris'e giderken kendisini de götürmeyi teklif eder. Aynı evi paylaşacaklardır ve arkadaşı O'nun iş bulmasına yardım edecektir. Clara başta bundan arkadaşına bahsetmez ama oraya gidince ünlü ve zengin olma hayalleri kurmaktadır. Bunu gerçekleştirmek için kısa bir süre içinde bir tiyatro okuluna yazılır. Aynı zamanda müziğe olan yeteneğini de geliştirmek istemektedir.

Ancak önceleri farkında olmasa da, edindiği arkadaşların çoğu güvenilmez ve ahlaksızdır, kendisinden faydalanmak isterler. Hayati tehlike atlatır ancak yine de burada amacına ulaşacağı inancından vazgeçmez...

Verilen, güvenli limanlarınızda kalın, maceraya atılmayın, anne ve babanızın yanından ayrılmayın gibi biraz eski kafalı bir mesajdı ama nostaljik bir deneyim oldu benim için. Bu ara bir de sesli kitap dinlemeyi düşünüyorum Sabahattin Ali'den. Paris'in Yabancısı'nın YouTube bağlantısını aşağıya bırakıyorum. Mutlu günler (ne kadar başarabilirsek), sevgiler ❤


21 Haziran 2021 Pazartesi

Kitap yorumu: 50 Soruda Maddenin Evrimi /Kerem Cankoçak

Kerem Cankoçak hocama hayran kaldığım bir okuma oldu. Hem konular üzerine hakimiyeti, hem de kitabı yazım dili çok harika. Birkaç kere okumak isteyebileceğim bir kitap. Birçok bilimsel konuda fikir sahibi olurken hayatta bunları öğrenmek ve hayata geniş bir çerçeveden bakmak varken, yarattığım gereksiz sorunlara kafa yorduğuma üzüldüm.


Bundan sonra Alfa Bilim yayınlarından bilimsel kitaplar okumaya devam edeceğim. Tek sorun internette kitapların baskılarının genellikle tükenmiş olması. Bu kitapta birçok başka kitaba atıf var, hemen hepsini not aldım. 

Kitapta, farklı ana başlıklar altında sorular toplanmış ve bunlara yanıt veriliyor. Madde nedir, atom ve atomaltı parçacıklardan başlayarak, evren, uzay, yapay zeka ve en son bilim felsefesi üzerine yazılar var. Konu başlıklarından bazılarını buraya aktarayım, ne kadar dolu dolu ve ilginç olduğunu anlayın :)

- Bozunum nedir?
- Atomaltı parçacık nedir?
- Madde uzayzaman içinde mi yer alır?
- Kuantum dalgalanması nedir? Boş uzay var mıdır?
- Evrenin toplam enerjisi nereden geliyor?
- Kara madde nedir?
- Süpersimetri nedir?
- Zamanda yolculuk mümkün mü?


Ayrıca bilim adamımız CERN'de çalışmış bir süre, orada yapılan deneyler hakkında ayrıntılı bilgi veriyor. Şu anda İTÜ Fizik Mühensiliği'nde profesör olarak görev yapıyor.

Sorular basit gelebilir ve cevaplarını bildiğinizi düşünebilirsiniz, ben bu konularda çok yazı kitap vs. okudum ama bu kitaptan çok şey öğrendim, bazı bölümleri anlamakta zorlansam da odaklanınca anlaşılmayacak kısım yok bana göre. 

☆"Kaos kuramı günümüzde, çevremizdeki dünyanın karmaşık görünümü altındaki derin basitliği araştırır."

☆"Evren ilk zamanlarda çok çok küçükken (bir atomdan bile kat kat küçükken), herşeyin birbirine çok yakın olduğu durumdaki belirsizlik, evren için pek çok mümkün durum yaratır."

☆"1990'ların sonunda yapılan ölçümler göstermiştir ki, itici bir kara enerji sayesinde evren hızlanarak genişlemektedir."

☆"Eğer çoklu evren varsa, bu, sonsuz sayıda dünya, sonsuz sayıda varyasyon ve esasen sonsuz sayıda eşdeğer kopya demektir. Bu bağlamda sonsuz bir evrende, bize eşdeğer insanların hayatlarını tıpkı bizim gibi sürdürdüğü sonsuz sayıda evren dahil olmak üzere her şey mümkündür. Ama bu benzer evrenlerin herhangi birinin "bizim" kabarcığımızı işgal etme şansı yok denilecek kadar azdır. Çoklu evrenlerin bazı versiyonlarına göre, evrenler birbirinden çok çok uzaktalar, bazı kuramlara göreyse başka boyuttalar. Ama sonuçta bunların birbirleriyle etkileşme şansı hemen hemen sıfırdır."

17 Haziran 2021 Perşembe

Ritüel / Midsommer film yorumu

Bir korku/gerilim filmiyle karşınızdayım. Nadiren film izlememe rağmen, şu ara okuduğum bilimsel bir kitabı içime sindirerek, azar azar okuduğum için arada film izlemek hoşuma gidiyor. Ancak gerilim filmi olduğunu baştan bilmeme rağmen izlerken beni biraz zorladı açıkçası...

2019 yapımı, Amerikalı sinemacı Ari Aster'in yazıp yönettiği bir film, IMDB puanı 7.1. Dani'nin ailesi korkunç bir cinayete kurban gider ve erkek arkadaşı Christian'dan destek almak ister. Christian kendinden beklenileni yapar ama bu arada kendisi gibi doktora yapan erkek arkadaşları ile bir İsveç gezisi planlamaktadır. İsveç ve tanışacakları güzel kızların hayalini kurarlarken Dani durumdan haberdar olur ve grubun seyahat planlarına dahil olur.  

İsveç'te kendilerine özgü geleneklerini sürdüren ve kırsalda yaşayan bir komün topluluğun bulunduğu yere giderler. Bu grup yaz dönümü kutlamaları yapacaktır, başlarında çiçekten taçlar, beyaz kıyafetler ile herşey çok masum ve güzel görünmektedir.

Gruptan iki arkadaş bu grubu doktora tezlerinin konusu yapmak isterler. Ancak bir süre sonra işin iç yüzü anlaşılır. Bu kutlamalarda insanlar kurban edilmektedir. Bundan sonra kutlamalara misafir olarak gelen arkadaşları kabus dolu günler beklemektedir.

Filmin çarpıcı tarafı, olayların doğada, çok huzurlu ortamlarda, çiçekler içerisinde geçerken kan dondurucu cinayetlerin işlenmesiydi bana göre. Kafa yapan maddeler kullanıldığını da belirteyim.

Senaryo gerçekte İsveç'te yapılan Midsummer etkinliklerinden esinlenilerek yazılmış. Tabi orada böyle canice olaylar yok ancak film beni bir nebze böyle toplantılardan soğuttu.

Sinemaya tutku duyanların merakla izleyebileceği ancak benim gibi zevk olsun diye arada sırada film izleyenler için önermeyeceğim bir film. Gerim gerim gerileyim istiyorsanız şans verebilirsiniz ama sonrasında bende iyi duygular uyandırmadığını belirteyim. Sevgiler :)

11 Haziran 2021 Cuma

Le Ballon Rouge -Kırmızı Balon (1956) film yorumu

 "Gez ve kimseye söyleme; gerçek bir aşk hikayesi yaşa, kimseye söyleme. Mutlu ol, kimseye söyleme; insanlar güzel şeyleri mahveder." Halil Cibran

Hızlı bir giriş oldu :) filmin anlatmak istediğini özetliyor bu söz. Ben nereyi gezsem, ne zaman mutlu olsam sosyal medyada yansıtıyorum. Belki de yanlış yapıyorum, kıskananlar oluyordur. Herkes paylaşınca eşitleniyoruz :)) ama bazı takipçilerim de izleyici konumunu koruyor. 


Filmin orijinal özellikleri var onlardan bahsedeyim önce. Fransız yönetmen Albert Lemorisse kendi oğlunu baş rolde oynatmış. Çocuğu çok sevimli, oyunculuğunu da çok başarılı buldum. Sessiz film sayılacak kadar az konuşma var ve 34 dakikalık bir kısa film. Birçok ödül almış film ama en önemlileri senaryo Oscar'ı ve Altın Palmiye. 


Pascal bir sabah bir sokak lambasına bağlanmış kocaman, albenili, kırmızı bir balon görür ve onu oradan alarak okula gider. Balonla otobüse binemez, okulda içeri alamaz. Balon çocukların ilgisini çekip ortalığı karıştırdığı için ceza alır. Evde annesi de balonu içeriye almayacaktır ancak balon serbest kalsa da Oscar'ın çevresinden ayrılmaz. Artık birbirinden ayrılamayan iki iyi arkadaş olmuşlardır, hatta birbirlerine muziplikler bile yaparlar. Resimde görüldüğü gibi kentin gri beton yapısı ve insanların da bununla uyumlu tonlarda giyimleri ile adeta herşeyin siyah-beyaz yaşandığı ortamda kırmızı, parlak balon tezatlık oluşturuyor. 
 

Kırmızı balonundan hiç ayrılmayan Pascal, bir süre sonra mahallenin çocuklarının dikkatini çeker. Balonu ele geçirmek isteyen çocuklar Pascal'a büyüklerden öğrendikleri şiddeti uygulamaya hazırdır. Filmi izlemeye değer buldum. Mutlu bir haftasonu diliyorum...

3 Haziran 2021 Perşembe

Sarımsaklı ekmek ve Salatalık mezesi

 Merhabalar, aslında bloga yazılacak çok şey birikti. Bu tariflerin dışında bir gezi yazısı ve bir de yaptığım seramiklere dair yazmak istiyorum. Yaptığım onca şeye rağmen bu sabah uyandığımda kendimi biraz amaçsız hissettim. Bu his beni rahatsız etti, günlerimi daha verimli geçirmeye karar verdim.

Bu ara mesleki bir yaz okuluna katılıyorum Zoom üzerinden. Öğleden sonra 2 gibi başlayıp akşamüstü 5 gibi bitiyor. İnternet üzerinden de olsa biraz çevre edindim, yeni şeyler öğrendim. Bir yandan da tanıştığım kişilerin çalışmalarını araştırıp ilgimi çeken makalelerini okuyorum.

Bu ara yaptığım iki leziz tarifi paylaşacağım sizinle. Sarımsaklı ekmek tarifine Aysel'in Mutfağı blogunda rastladım. Blogunu takip etmenizi öneririm, hemen her paylaşımı hoşuma gidiyor benim. Sarımsaklı ekmek ise efsane.


Eskiden Pizza Hut'un sarımsaklı ekmeklerine bayılırdım. Dilim ekmek halinde satılıyordu ve bu şekilde tarifler de var. Ama hiçbir zaman sevdiğim tadı tutturamamış ve uğraşmayı bırakmıştım. Bu tarifle sevdiğim lezzeti yakaladım ve bir güzel yanı da dilimden fazla olması ve doyana kadar yiyebilmek :) Tarife BURADAN ulaşabilirsiniz. Tarifte iki diş yazıyor ama ben neredeyse bir baş sarımsak kullandım. Aromasını almak için bu şekilde yapmanızı öneririm. Bir de ben maydanoz kullanmadım, bol kekik kullandım.

Bu ekmeğin hamuru çok rahat incecik açılıyor, o yüzden daha sonra aynı ekmek hamurunu hazırlayarak gözleme de yaptım, bu da ek bir bilgi olsun :)

Salatalık mezesi için ise cacığın geliştirilmiş versiyonu diyebiliriz. Zaten cacığı çok severim, bu daha lezzetli oluyor. Tarifi için buraya TIK: yoğurt miktarını iki-üç kat, mayonezi de iki kat arttırdım ben. Bir de küçük boy mısır konservesinin hepsini kullandım. Sarımsak miktarını arttırdım ve kuru nane kullandım ki o da çok yakışıyor. 


Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun. Güzel, verimli bir gün diliyorum.

2 Haziran 2021 Çarşamba

Benim babam benim oğlum \Film yorumu

Filmin konusu bana hiç yabancı gelmedi ama Japon sinemasının bu konuyu enine boyuna işleyişi ile gördüğüm sıra dışı yapımlardan biri haline gelmiş. Öte yandan düşününce, olayların akışı oldukça gerçekçiydi. 


Aynı gün aynı hastanede doğum yapan iki kadının bebekleri hasta bakıcı tarafından değiştiriliyor. Çocuklar altı yaşına gelene kadar durumdan habersiz olan aileler, bir gün hastaneden gelen telefon ile bilgilendiriliyor. DNA testi sonucunda çocukların asıl anne ve babasının farklı kişiler olduğu ispatlanıyor ve böylece iki aile tanışıyor.

İzlerken düşündüm de gerçekten insanda çöküntü yaratabilecek cinsten bir sorun ve çaresi yok gibi. Yetişkinler durumu bir şekilde atlatsa da çocuklar için travma sebebi. 

İki aile birlikte zaman geçirmeye başlıyor ve alışma sürecini atlattıktan sonra bazı haftasonlarını öz çocuklarıyla geçiriyorlar. 


Sonuç olarak bir karar vermek zorundalar, şimdiye kadar yetiştirdikleri çocuklarla mı onlarla kalacak yoksa öz çocuklarını mı alacaklar... Ailelerin sosyal statüleri de farklı, dolayısıyla yetiştirdikleri çocuklar birbirinden çok farklı ve huyları gerçek ailelerine benzemiyor.

Film biraz ağır ilerliyor, Hollywood filmleri gibi hareketli değil ve normalden uzun. Ama ben hep neler olacağını çok merak ederek izledim, tavsiye ediyorum.

Cannes film festivalinde Juri özel ödülünü ayrıca Japon akademi ödülünü almış film, fragmanını aşağıya bırakıyorum, sevgiler ❤